ETKİNLİK TAKVİMİ
Haziran / 2019
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
         
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30

DİĞER

 
 
SIRA DIŞI ADAMLAR: ÖMER DERİNDERE

Ömer Amca tesbihi kaçırdın, ama bu hayatta hayr-ü hasenatı kaçırmadın. Şimdi ben de sana bir cemile yapayım. Bir dolara alamadığın tesbihi sana hediye edeyim… Bak gördün mü işin sonunda yine sen kârlı çıktın… Tesbih bedavaya geldi.

Ömer Derindere bir sıra dışı adamdır. Bu özelliği hemen fark edilmeyen; sade, tevazu sahibi, ön plana çıkmayan bir garip yurdum insanı. Onu tanımak için ben epey yol kat ettim. Birlikte birçok ülkeyi gezdik, yol arkadaşlığı yaptık, yedik, içtik. Ortadoğu'da, Balkanlar'da dolaştık. Yakınlaştıkça onun sıra dışı bir adam olduğunu anladım. Artık o benim için Ömer Amca olmuştu; takdir ettiğim görmüş geçirmiş bilge kişilerden. Bazı ortak taraflarımız olduğu anlaşıldı; hayvanlardan, tabiattan hoşlanmak, bağ bahçeyle, çiçekle, böcekle uğraşmak, özellikle ağacı çok sevmek. Zaman zaman bana bağıma dikmem için ağaç fidanları gönderdi. Yeme içmeyi sevdiğimi anladığı andan itibaren de ondan davet üstüne davet, nimet üstüne nimet gördüm. O da fırsat buldukça Ayasofya'da, Topkapı'da bizim davetlere icabet etti.
Ömer Amca eğitime verdiği önem ve destek ile benim bir kere daha kalbimi kazandı. Osmancık’ta yaptırdığı Anadolu Öğretmen Lisesi, Meslek Yüksek Okulu, Kız Öğrenci Pansiyonu ne kadar hayırsever olduğunun örnekleridir. Ayrıca ihtiyaç olduğunda burs konusunda kimi gönderdiysem geri çevirmedi. 
Ömer Amca hayatını ve tecrübelerini anlattığı bir kitap yayınlayarak gençlere tavsiyelerde bulundu. Kitapta birçok acı tecrübelerinde bahsetmiş ama birlikte yaşadığımız bir hadiseyi es geçmiş. Ben de kitaba katkı olsun diye burada yazıyorum. 
Bir defasında Suriye'de geziyoruz. Halep şehrine geldik, kalenin altındaki çay bahçesinde oturuyoruz. Yanımızda bir de İstanbul'un tanınmış tüccarlarından birisi var. İki zengin iş adamı, müteşebbis ve bir de ben devlet memuru garip Haluk Hoca. Yanımıza bir başka garip daha geldi. Elindeki tesbihleri satmak için çalışan bir adamcağız. Ben zaten oldum olası tesbihe dayanamam, hele oturup çay içerken tesbihsiz duramam. Adamı çağırdım, tesbihi kaç liraya sattığını sordum ve tanesinin iki dolar olduğunu öğrenince hemen parayı bastırıp tesbihi aldım. Bunu gören Ömer Amca ve yanındaki iş adamı " Üniversite hocası olmuşsun ama ticari zekan sıfır, alışveriş kabiliyetin hiç yok, ayak üstü kazıklandın." dediler. Ben işi espriye döküp " Yok ya ayağa bile kalkmadım, oturduğum yerden tesbihi aldım." dedim. Ama bizimkiler alayı devam ettirdiler. "Bak şimdi ticaret nasıl yapılır gör!" dediler. Tesbihçiye "Biz iki tane alacağız, tanesini bir dolardan ver." diye teklif ettiler. Halepli satıcı " la " yani "Hayır." dedi. Bunlar ısrar ettiler, birer doları çıkarıp masanın üzerine koydular. "Peşin para toptan alış" dediler. Ama Halepli "Mümkün değil." dedi. Böyle bir bağırış çığırıştan sonra Arap kızdı, vermem deyip gitti. Ben daha bunlara bir şey söylemeden ikisi birden "Arkasından çağırmayacağız, bir şey demeyeceğiz ama göreceksin beş on dakika son geri gelecek." dediler ve beklemeye başladılar. Epey bir süre geçti, ne gelen var ne giden. Vakit ilerledi, akşam oldu. "Halep bu saatte çok güzeldir, güneş batışını seyretmeye doyum olmaz." falan diyorlar, ama umutları tükeniyor. Çay üstüne çay içiyorlar. Ben bir tesbih için bu kadar beklemeye değmez, yemeğe geç kalacağız diyerek kalktım. Bunlar oturmaya devam etti.
Sonuçta tesbihçi geri gelmemiş, bizim tüccarlar (!) malı beklemekten yemeğe de geç kaldılar. Ertesi sabah uçağa bindik, Suriye'den ayrıldık. Ben uçakta yanlarına kadar gidip, cebimden tesbihi çıkarıp "Bu hayatta insanda para kadar nasip de olacak, kimi gelir Halep'e bir tesbih bile alamadan gider, kimi de " İşte geldik gidiyoruz şen olasın Halep şehri diyerek! " tesbih elde, leb zikirde gider. "dedim. Hatta İstanbul'da onları gördükçe daha da ileri giderek "Şöyle bir söz duydunuz mu ağalar? Halep oradaysa tesbih burada!" diye onlara takıldım. Neyse bunlar lâtife…

Ömer Amca tesbihi kaçırdın, ama bu hayatta hayr-ü hasenatı kaçırmadın. Şimdi ben de sana bir cemile yapayım. Bir dolara alamadığın tesbihi sana hediye edeyim… Bak gördün mü işin sonunda yine sen kârlı çıktın… Tesbih bedavaya geldi.

  SIRA DIŞI ADAMLAR: ÖMER DERİNDERE