ETKİNLİK TAKVİMİ
Kasım / 2024
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
       
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30

GENÇLERLE BAŞBAŞA

 
 
GENÇLERLE BAŞBAŞA…


Sevgili Gençler,
Size bir bürokrat, müsteşar, profesör, öğretim üyesi sıfatıyla değil bir ağabey kimliğiyle seslenmek; sizinle zaman zaman “Hayat Bilgisi Dersleri” kapsamında söyleşmek istiyorum. Yıllar önce Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in kitabına koyduğu isimle “Gençlerle Başbaşa”.

Ne var ki, benimki o kadar iddialı olmayacak; biraz eğlenceli, biraz da abartılı olacak! Sakın üzerinize almayın ve alınmayın…
Hepsinden önce de bir büyük itirafta bulunacağım. Burada size aktaracaklarım, önereceklerim, eleştirilerim gençken zaman zaman benim de yapmış olduğum hatalar ve eksikliklerdir.
Tabii bu söyleyeceklerim geleneksel kültürümüzden kaynaklanmış, tarihçi kimliği ön plana çıkmış bir eski (!) adamın (ben) fikirleri olarak kabul edilmelidir.
Şimdi bir yere davet edildiniz, davetin sahibine, mekânına, muhtevasına (içeriğine), hazirununa (katılanlara) göre hazırlık yapacaksınız.
Öncelikle tam zamanında gideceksiniz. Bir yere erken gitmekle geç gitmek arasında hata bakımından fark yoktur. İkisi de ayıptır. “Zamanında” kelimesinin altını çiziyorum.
Kıyafet çok önemlidir. Resmi kıyafetle, takım elbiseyle, koyu renk elbiseyle gidilecek yerler vardır; tamamıyla rahat, gündelik, spor kıyafetlerle gidilecek yerler vardır. Bir de arada şık-spor kıyafetle gidilecek olanlar. Bir büyüğün yanına, bir önemli mekâna, bir akşam yemeğine spor kıyafetle gidilmez; blue jean, tişört asla giyilmez.
Mümkünse eli boş da gidilmez; akide şekeri, çiçek, kitap gibi küçük bir hediye, hatıra götürülür.
Asla ve asla yanında davetli olmayan birisi peşine takılıp sürüklenmez. Hem onu, hem kendinizi mahcup eder; davet sahibine saygısızlık etmiş olursunuz. Çok gerekiyorsa mutlaka izin alarak götürebilirsiniz.
Götürmekten öte “Beni şuraya davet ettiler.” dahası “Seni çağırmadılar mı?” bile denmez; fitne çıkarılmaz.
Zil uzun uzun çalınmaz, kapı yumruklanmaz; buyur edilmeden içeri dalınmaz…
Davet mekânında ve programda sahibinden izinsiz kayıt yapılmaz, fotoğraf çekilmez, sigara içilmez, telefonla konuşulmaz, internette dolaşılmaz…
Mekân sahibinin kütüphanesi, kitapları, dergileri, gazeteleri, dosyaları karıştırılmaz. Çok çok samimi değilseniz ilk gidişte ödünç kitap talep edilmez.
Masasından kâğıt alınmaz; not yazmak için kalemi istenmez (hazırlıklı gidilir!). “Efendim, not alabilir miyim?” diye müsaade istenir.
Evin eşyaları çok beğenilmez, mübalağa edilerek övülmez, nazar edilmez! Bazen ev sahibi bunları düşünerek tedbiren eşyayı size hediye bile edebilir.
Bir büyüğün yanında konuşulan her mevzuya atlanmaz, lafa dalınmaz, konu dağıtılmaz, dikkat bozulmaz. Konuşmanın tadı “Bir çay daha alabilir miyim? Bir su içebilir miyim?” gibi sözlerle kaçırılmaz. Soru sormak fırsatı da kaçırılmaz.
Ama ben laf olsun diye soru sorup cevabını dinlemeyenini de gördüm!
Kendini ispatlamak için bilgiçlik taslayanlar, espri yapacağım diye kendini zorlayanlar, konuşan kişiyi zor durumda bırakmak için muhalefet ruhunu devreye sokanlar da hoş görülmez.
Bazen ev sahibi, büyüğünüz size daha önce anlattığı hatta defalarca anlattığı bir konuyu tekrar aktarsa bile “Ooo biz o konuyu sizden çok dinlemiştik, sonunu biliyoruz. Malum!” gibi tepkiler gösterilmez.
Bana göre en kötüsü ev sahibinin yanında misafirlerin birbirleriyle konuşmalarıdır. Bu yaptığınız, bizi buraya sen çağırdın diye geldik ama seni dinlemesek de olur manasına gelir.
Bir misafirin bir büyüğün yanına davetli gidip de “Ayol, burası çok sıcak üstümü çıkarayım. Çok havasız kalmış camı açalım.” veya “Aman çok soğuk, nasıl oturuyorsunuz? Isıtabilir misiniz?” gibi sözler sarf etmenin ve daha selam vermeden “Lavaboyu kullanabilir miyim?” diye koşturmanın da hoş olmayacağını hatırlatayım.
İkram edilenler beğenilmese de memnuniyetle karşılanır. “ Ay, ben bunu hiç sevmem. O bana dokunuyor. Bu mevsimde nereden buldunuz, şimdi bu yenir mi? Çay daha demini almamış.” gibi sözler sarf edilmez. Çaya ilave şeker, kabak tatlısına biraz daha ceviz, ekmek kadayıfına kaymak istenmez…
Ağzın yansa dahi çorbaya sıcak, buz kesse bile soğuk denmez. Tam tersi de yapılmaz; yani, “Ben bunu çok beğendim, başka yerde bulamam birkaç tabak daha alabilirim.” denmez!
Giderken de izin istenmesi gerektiğini ve ev sahibine teşekkür edileceğini söylememe lüzum dahi yok!...
“Ben bu kadar sıkıntıya gelemem, bir daha da gitmem!” diyecek olabilirsiniz. Ama merak etmeyin, zaten böyle yaparsanız sizi bir daha asla çağırmazlar.  
 
 

  GENÇLERLE BAŞBAŞA…