ETKİNLİK TAKVİMİ
Kasım / 2020
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
           
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30

GÜNCEL YAZILAR

 
 
OXFORD’UN MOLLALARI

Görünce gözlerime inanamadım. Oxford’un ana caddesinde başlarında takke, sırtlarında cüppe. Sanki âmin alayı. Bir tek ilahi söylemedikleri kalmış. Doğruca kilisenin avlusuna giriverdiler. Arkalarından bakakaldım. Kısa bir şaşkınlıktan sonra ben de peşlerinden avluya daldım. Daldım ama bize geçit yok. “Kiliseye davetli misiniz? Dinleyici misiniz? İlahi korosu mugannicisi (okuyucu) misiniz?” diye sordular. “Yok hariçten gazel okuyacağım!” dedim ama tabii dinlemediler. Kendi genç mollalarını içeri aldılar, bizim gibi ihtiyarları dışarda bıraktılar. Aynaroz’da kafir kontenjanından manastıra girmiştik. Burada “harici” kaldık.

Neyse işin şakası bir tarafa Oxford tam bir eğitim şehri, neredeyse bütün şehir kampüs; kiliseler de dahil. Okulların adı bile Christ Church, Corpus Christi College, Jesus College, Trinity College gibi dini terimler içeriyor. Yani bir anlamıyla gerçek bir külliye.

Oxford şehrinin çevresinde, 800 yılı aşkın süreden beri kolejler var. Hocaların gözetimi altındaki öğrenci yurtları olarak başlamışlar. En eski kolej, 13. yüzyılın sonlarında kurulan Balliol ve Merton Üniversitesi. En yenisi, 2008 yılında kurulan Green Templeton Koleji. Bugün 38 kolej federal bir sistemle Üniversite ile bağlantılı.

Her yaştan insan için eğitim imkânı ve alanı var. Kısa dönemli, uzun dönemli kurslar açılmış. Kitapçılar, formacılar, çantacılar ve ilgi çeken para harcatan mekânlar.

Daha önce Eton’u da görmüştüm. Ama Oxford farklı.

Oxford’un kalesini de gezmeye gittim. Kaleyi müzeye çevirmişler ve hapishane olarak kullanıldığı dönemlerin özelliklerini yansıtmışlar. Oxford aslında suç oranı yüksek bir şehir değil. Zaten hapishaneye de daha çok kafayı çekip nara atan, etrafa sataşan, haylaz ve ayyaş öğrencileri atmışlar.

Hapishane derken içim karardı. İyisi mi, şöyle güzel bir yerde karnımı doyurayım dedim. Ama tabii öğrenci şehri olunca her taraf hamburgerci, pizzacı, fastfoodcu. İyisi mi biz yine balıktan şaşmayalım. Morinayı kaçırmayalım. Bakın morina deyince iş yine kültüre dayandı; yeme-içme kültürü…

Belki bir gün onu da yazarım.

OXFORDUN MOLLALARI

 



  OXFORD’UN MOLLALARI