ETKİNLİK TAKVİMİ
Ocak / 2020
Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
   
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

TOPKAPI SARAYI

 
 
KEYFİN SALTANATI

 

Hayatın keyfini çıkarmak herhalde en güzel sarayda olur. Topkapı Sarayı'nda yüzyıllar boyunca helalinden keyif verici maddeler kullanıldığını biliyor muydunuz? Geçim derdine kafayı takmadan, padişahın ayağına dolanmadan, valide sultanın hışmına uğramadan sarayda "gel keyfim gel" diyerek yaşamak mümkündür. Gerçi zaman zaman seng-i ibrette kelle-i şerifi sergiletmek de var. Eğer iktidara ortak olmak istemezsen, ihtilâle karışmazsan, ikbal peşinde koşmazsan, sade yaşarsan Dar-ül Hilâfe’de “Darü'r-rahat Müslümanı” olarak keyif çatmak nasip olur. Bu keyiflerin bana göre en saltanatlısı "çubuk" keyfi...

Çubuk bir bakıma, bugünkü anlamıyla pipo-sigara demek. Tütün kullanmanın yasak olmadığı, hor görülmediği dönemde saray her işte olduğu gibi bunda da keyfin saltanatını sürmüş. Bu keyif saltanatının benim çok ilgimi çeken bazı hususiyetleri var.  Öyle keyfî olarak kendi kafana göre takılmak mümkün değil. Bir kere tütün kullanılan odalar özel yapılmış. Sadece oralarda "tüttürmek" mümkün. Bu mekânlara "Çubuk Odası" deniliyor. Haremde Kara Ağalar bu işe pek meraklı. Padişah ise harem dışında özellikle Hasbahçe’de Sofa Köşkü Çubuk Odası'nı tercih ediyor. Benim en çok takdir ettiğim sarayın çubuklu ağaları ise Zülüflü Baltacılar'da yaşamışlar, en büyük çubuk odası onların. Tam 49 adet çubuk dolabı mevcut.  En manzaralısı olmasa bile, herhalde en sefalısı idi. Bir kere yüksek bir tavan, etrafta hüsn-i hat numunesi kitabeler, ortada bir büyük ısınma mangalı, çevresinde sedirler, sedir üzerinde minderler ve duvarlarda çubuk dolapları. İnce, uzun, herkesin kendine özel çubuğunu sakladığı, anahtarlı dolaplar.

Şimdi gelelim çubuk keyfine... Bir kere öyle kendi çubuğunu kendin hazırlamak, doldurmak, yakmak gariban işi. Ağanın çubuk yakışı bile ağdalı, şatafatlı, teşrifatlı olacak. Bu işle meşgul olan bir görevli var "Çubukçu". Hatta bir de bunun amiri var, "Çubuk Ağası", şef garson, maitre d’hotel gibi düşünün... Bu Çubuk Ağası önceden ateşi hazırlayıp gümüş küçük mangallara koyacak, bu mangalların maşası da mutlaka gümüşten olacak.. Lülenin üzerine oturtulduğu kül tablasına "takatuka" denir. Takatuka çubuğun ucundaki lülenin kaymasını önler, ayrıca sıcaklığın döşemeye zarar vermemesi ve çubuk lülelerinde yanmış olan tütünün boşaltılması amacıyla kullanılırdı.  Çubuk ağasının elinde geniş bordürlü, patlıcan rengi çubukluk kesesi bulunurdu. Çubukçu ağa bunları hazırladıktan sonra silinmiş, temizlenmiş çubuğu efendisine takdim edecek. Bunun da usulü, raconu var. Çubukçu ağa tarafından sağ el ile çubuk içen efendinin sol eline verilecek. Çubuk sol el ile içilir. Çünkü bu arada sağ elle kahve içilecek, şerbet içilecek onlar bitince de mercan tesbih çekilecek.

Lülenin özelliklerine gelince... Bir kere çubuğu çok önemli. Çubuğunuz ne kadar uzun olursa o kadar havanız yerinde olur. Yani açıkçası tütüne elinizi sürmez, ona ne kadar uzak olursanız o kadar az kokarsınız... En aşağı bir metre olmalı çubuk uzunluğu.. Çubuğun hammaddesi yani ağacı için kiraz, gül, abanoz veya yasemin tercih edilmeli.. Çubuğun tutamak ve orta bölümü üzerinde sarmal bezemeler bulunacak.. Bu bezemeler gümüş savatlı olacak.. Çubuk ağızlıkları boynuz veya daha makbul olan kehribardan yapılacak. Kehribar ağızlığın uç kısmı ahşap üzeri gümüş kakma tekniğiyle bitkisel motiflerle süslenecek... 

Lülenin şahı Tophane işidir... Kırmızı lüleci hamurundan ustasının damgası üzerinde, alt kısımları dilimli, üzerleri zengin altın ve gümüş yaldızla bezemeli, hepsi birer sanat eseri, müzayedelik Tophane lüleleri… Tütün haznelerinin dış yüzeyleri dal ve çiçek motifleriyle süslenecek. İçine konacak tütün ince kıyılacak, tel tel ayrılacak. Sonra da sigara tellendirir gibi çubuk tüttürülecek. Bu tüttürme işi olurken de çubuk uzunluğu sayesinde üst baş leş gibi tütün kokmayacak. Elini tütüne değdirmeden tütün keyfi sürülecek. Bu arada tabi sohbet, muhabbet ve ille de musiki..

Sarayın dışında ne oluyor ben karışmam, oradaki garibanlar istedikleri kadar "Çubuğum yok aman, yol üstüne uzatam" diye bağrışsınlar,  kulak bile asmam ...

  KEYFİN SALTANATI